Bir zamanlar insanlar avcı toplayıcıydı. Toprakla tanıştık, tarım devrimi oldu. Sonra buharın gücü ile tanıştık, sanayi devrimi oldu. Sanayi devrimi ile birlikte kullanılan ilaçlar, kimyasallar arttı. Peki, tekrar avcı toplayıcı olmadan, ama o günkü kadar sağlıklı beslenmek mümkün mü? Hem de istediğimiz yerde…

Şu soru aklınıza geldi mi hiç: “Yediklerimizi her yerde yetiştirseydik ne olurdu?” Ağaçta sucuk yetiştirmekten bahsetmiyoruz elbette. Günden güne hayatımızda daha çok yer edinen ve muhtemelen gelecekte hayatımızın ayrılmaz parçası olacak topraksız tarımın bize sunduklarından bahsediyoruz.

Basit, merak uyandırıcı ve biraz da provokatif bir soru bu. Ama gerçek inovasyon, tam da böyle sorularla başlıyor. Toprağa bağımlılığımızı ortadan kaldırabilsek (böyle söyleince toprağa ihanet gibi düşünmeyin, toprak da onu rahat bırakmamızdan başka bir şey istemiyor, asıl ihanet onu bilinçsizce kullanmak!), şehirlerimizde, okullarımızda, hatta belki evimizin duvarlarında yiyecek üretseydik, dünya nasıl bir yer olurdu?

Bugün soframızda yediklerimizin çoğunu ta uzak yollardan getirtiyoruz. Oysa birkaç adım ötemizde yetişen bir marulun, evimizin çatısında olgunlaşan bir domatesin tadı ve anlamı bambaşka olurdu. Ya şehirlerimizi, ofislerimizi, okullarımızı tarım alanlarına dönüştürebilseydik… Besin zincirinin kısalması, (bugünlerde dünyada meşhur olan) karbon ayak izimizin azalması ve doğanın biraz daha nefes alması mümkün olur muydu?

Bu sadece fütüristik ve populist bir hayal değil elbette. Bugün bu soruları soran, düşünen ve uygulamaya geçen insanlar var. Topraksız tarımla, dikey bahçelerle, hidroponik sistemlerle “her yerde yetiştirmek” artık mümkün. Üstelik sandığımızdan daha hızlı ve kolay.

Belki de tarımı yeniden düşünmenin zamanı geldi de geçiyor bile. Belki de asıl devrim, tarlalardan çıkıp kentlere, evlere, yaşam alanlarına yayılan sağlıklı bir tarım anlayışında gizli.

“Her yerde yetiştirseydik?” sorusunu birlikte sormaya devam edelim. İşte o zaman şehirlerimizin gri betonları, yeşil bir devrimin başlangıcı olabilir.

Sizin için soruyorum:

  • Evinizin salonunda yetiştirdiğiniz sebzelerle yemek yapmak hayatınızı nasıl değiştirirdi?
  • Çocuğunuzun okulunun koridorlarında domateslerin büyüdüğünü hayal edebilir misiniz?

Belki de bu yazıyı okuyan siz, bu dönüşümün öncülerinden biri olabilirsiniz. Bu konularda fikir alışverişi yapmak için bize mesaj gönderebilirsiniz veya yorum bırakabilirsiniz. Birlikte hayal ederek başlayabiliriz.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir